| Hoşgeldin Ziyaretçi | Mesaj atabilmek için forumumuza kayıt olmalısınız. | | Forum İstatistikleri | » Üye Sayısı: 3,941 » En Son Üyemiz: DinoLeary1 » Konu Sayısı: 5,551 » Mesaj Sayısı: 75,564
Tam İstatistik | | En Son Konular | Levorg Almayı Düşünüyorum... yazar sahanovski 6 saat önce | Gevşemiş ayna camı yazar Crosstrek 03-06-2026, Saat: 23:33 | 2007 Subaru Outback 3.0R ... yazar sea 01-06-2026, Saat: 19:21 | 2023 XV 1.600 devirde gel... yazar madanadam 24-05-2026, Saat: 22:22 | Subaru Legacy OEM ekran h... yazar Slovan 19-05-2026, Saat: 22:57 | Aramızda Ford Ustası Var ... yazar Kyron 18-05-2026, Saat: 13:35 | Arka Oksijen Sensörü Kand... yazar yENicERiOttomaNs 16-05-2026, Saat: 15:56 | Froster yazar Xgencx 14-05-2026, Saat: 22:27 | Subaru Forester 2010 2.0 ... yazar bahcekapilieren 11-05-2026, Saat: 23:25 | Hibrit Aracımda (Forester... yazar huseyinserdar 01-05-2026, Saat: 00:03 | Lastik Basınç Sensörü - T... yazar msalih 30-04-2026, Saat: 22:25 | Frenlerden Gelen Şakırtı ... yazar sarpworks 29-04-2026, Saat: 15:53 | 2008 Impreza Antifriz Ekl... yazar Pars 28-04-2026, Saat: 22:42 | Eğitici ve öğretici video... yazar sereze 28-04-2026, Saat: 11:56 | Araçtan Gelen Ses yazar huseyinserdar 16-04-2026, Saat: 11:37 | Kronik Sorunumuz Bitti - ... yazar madanadam 06-04-2026, Saat: 17:56 | Amortisör Sertliği yazar Cherkess 06-04-2026, Saat: 10:17 | 2009 Model Subaru Foreste... yazar Andelib 27-03-2026, Saat: 09:54 | | | | Subaru Forester 2007 | | Gönderen: Csknkzdl - 25-01-2018, Saat: 23:10 - Forum: SUBARU'MU ANLATIYORUM - Cevaplar (12) |  | Aslında hiç aklımda yokken forester sahibi oldum.Eski aracım fd6 civic ti.Daha geniş ve yüksek bir araca geçmek için suv tarzı bir araç ararken subaruya takıldım.Nasibimizde 2007 forester varmış. | | | | Çocuk Koltuğu Hakkında | | Gönderen: Salih - 25-01-2018, Saat: 20:34 - Forum: TEKNİK - Cevaplar (10) |  | Merhaba dostlar. Çocuk koltuğu almayı düşünüyorum acilen. Önceliğim güvenlik. İncelediklerim arasında kafama yatan recaro oldu. Ne nedir ne değildir tavsiyelerinizi bekliyorum. | | | | (Subaru Tarihçesi) Uçak Üretiminden 45 yıllık 4×4 ve Boxer Motor Geleneğine Subaru | | Gönderen: Cherkess - 25-01-2018, Saat: 14:27 - Forum: SUBARU DUNYASI - Cevaplar (7) |  | [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-boxer-awd-tarihi.jpg[/img] Bazı otomobil markaları vardır birçok seveni olduğu gibi antipatik bulanların sayısı da hiç az değildir. Bu duruma örnek olarak; hem geçmiş tecrübelerimizden hem de sosyal medya hesaplarımız üzerinden yapılan çeşitli yorumlardan VW markasını rahatlıkla gösterebiliriz. Diğer taraftan bu durumdan farklı olarak başka otomobil markalar vardır, çok yüksek satış adetlerine sahip olmamalarına rağmen sempatizan sayısı oldukça yüksektir ve sevmeyeni de oldukça az sayıdadır. Bize göre bu tip markalardan bir tanesi de şüphesiz Japon Subaru markasıdır. Subaru’yu anlatmaya ilk olarak logosundan başlayalım; Elips şekli içinde ve mavi fon üstünde yer alan yıldızlar, Pleiades yıldız kümesinden geliyor ve bu küme de Taurus takım yıldızı içinde yer alıyor. Japonca’da bir kümeyi meydana getiren elemanlar (İngilizce: Unite) olarak da tercüme edebileceğimiz Subaru kelimesi işte bu yıldızları temsil ediyor. En büyük yıldız Grubun en büyük şirketi Fuji Heavy Industries’i temsil ederken diğer 5 yıldız da Subaru Otomobil Bölümü ve diğer Fuji şirketlerini temsil ediyor. Logonun tümü için de Fuji Grup demek yanlış olmayacaktır. Kısacası Subaru markası aslında logonun içindeki küçük yıldızlardan bir tanesidir de diyebiliriz. ![[Resim: subaru-logo.jpg]](http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-logo.jpg) [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-logo.jpg[/img] Şimdi Subaru’nun tarihine göz atalım; İlk olarak 1915 yılında Chikuhei Nakajima tarafından bir uçak araştırma laboratuvarı olarak kurulan markanın adı 1930’lu yıllarda Nakajima Uçak olarak anılıyordu. 2. Dünya Savaşı sırasında Japon Ordusu’nun en büyük savaş uçağı tedarikçilerinden birisi olan olan Nakajima, 37 farklı uçak modelini 1927-1945 yılları arasında tasarlayıp üreterek büyük bir başarıya imza atmıştır. Ayrıca 2.Dünya Savaşı’nın son zamanlarında 2 farklı jet uçağı tasarlamış ancak Almanya ile beraber savaşı kaybetmesi nedeniyle üretime geçememiştir. Nakajima’nın uçak üretmesi de savaşın kaybedilmesi nedeniyle Müttefik Kuvvetleri tarafından yasaklanmıştır. [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/NakajimaKikka.jpg[/img] 1945 Nakajima Kikka prototip 2.Dünya Savaşı jet uçağı modeli Savaş sonrasında ise yeniden yapılanmaya giden Nakajima, 1946 yılında Fuji adını almış ve şirket, elinde kalan uçak parçaları ile Fuji Rabbit marka scooter motosikleti imal etmiştir. Oldukça büyük rağbet gören bu model 1940’lı yıllarda üretilen Amerikan Powell Streamliner’dan esinlenerek tasarlanmış ve scooter tipinde motosikletleri ile ünlü Vespa markası üretime geçmeden 6 ay önce satışa çıkmıştır. ![[Resim: fuji-rabbit.jpg]](http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/fuji-rabbit.jpg) [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/fuji-rabbit.jpg[/img] Fuji Rabbit’in ilk örneklerinden bir tanesi Fuji Rabbit modelinin üretilmesinden 1950’nin ilk yıllarında küçük firmalara bölünen Fuji artık bir Grup olmuştur ve başta scooterlar olmak üzere motor, fayton ve benzeri şeyleri üretmeye başlamıştır. 1953 yılında 5 firma olarak faaliyet gösteren Grup, bu tarihten sonra artık Fuji Heavy Industries adını almıştır. Aynı yıl Fuji’nin CEO’su Kenji Kita artık araba üretmenin zamanının geldiğini düşünerek bir hamle yapmış ve Subaru markası Grubun 6.şirketi olarak kurulmuştur ve 6 yıldızlı logo da bu zamanlarda ortaya çıkmıştır. [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-logo-1953.jpg[/img] 1954 yılında Subaru 1500 adında 20 adet otomobil üretilmiş, bu araçlardan 6 tanesi 3 farklı Japonya şehrinde taksi firmalarına verilmiş ve başarılı sonuçlar almıştır. Peugeot üretimi 1.5lt 4 silindir 47ps-54ps olarak 2 farklı güç seçeneğine sahip 1500 modeli Subaru’nun önden motorlu ve arkadan çekişli ilk modeli olduğu gibi bu unvanını 2012 yılında aynı özelliğe sahip olan Subaru BRZ modeli üretilmeye başlayana kadar da korumuştur. Ancak 1500 modeli Subaru markasının ilk modeli olsa da 20 adet ile seri üretim denemeyecek kadar az sayıda üretilmişti ve onun için bir nevi deneme amaçlı model de denilebilirdi. Seri olarak 1958-1971 yılları arasında üretilen ilk Subaru ise 0.35lt 2 silindirli motora sahip arkadan motorlu ve arkadan çekişli olan, görünümü ile de minyatür bir VW Beetle’ı andıran 360 modeliydi. Günümüzün en küçük otomobillerinden olan 2 kişilik Smart FourTwo modelinden bile küçük olan 360, birçok farklı ülkede büyük ilgi görmüş ve 400.000 adet satılarak Subaru’nun adını dünyaya duyuran ilk model olmuştur diyebiliriz. ![[Resim: subaru-1500-subaru-360.jpg]](http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-1500-subaru-360.jpg) [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-1500-subaru-360.jpg[/img] Solda Subaru 1500 sağda Subaru 360 360 modelini ise 1961 yılında benzer bir motora ve aynı motor-çekiş düzeneğine sahip Van-Pikap kasa tiplerine sahip Sambar modeli izlemişti. Bu zamana kadar sıralı motorları tercih eden Subaru, 1966 yılında ise Subaru, Boxer motoru ilk kez olarak yeni tanıttığı 1000 modelinde kullanmaya başladı. Markanın ayrıca önden çekişli ilk modeli olan 1000, 1.0lt 4 silindir 55ps gücünde bir boxer motora sahipti. Görüleceği gibi Subaru’nun günümüze kadar gelen Boxer motor geleneğinin temelleri 1966 yılında yani 50 yılın üstünde bir zaman önce atılmıştı. Şimdi ise bir başka Subaru geleneği olan Sürekli 4×4 çekiş sistemine göz atalım; Önden çekişli ve Boxer motorlu Subaru 1000 modelinin yerini 1971 yılında Leone modeli almıştı. Coupe, Sedan ve Station kasa tiplerinin yanında 2 kişilik Pikap kasa tipi bile bulunan Leone, ilk olarak önden çekişli olarak üretilmeye başlansa da 1972 yılında sürekli 4×4 çekiş sistemi Station kasa tipinde opsiyonel olarak sunulmaya başlandı. Kasa tipine göre değişmek üzere 1.1lt, 1.2lt, 1.4lt ve 1,6lt 4 silindirli bloktan eksantrikli (OHV) Boxer motorlara sahip olan Leone, Subaru’nun en fazla çeşit sunduğu modellerin en önemlisi olmuştur. Bu arada yukarıda da bahsettiğimiz gibi sürekli 4×4 çekiş sistemini ilke kez 1972 yılında kullanan Subaru, günümüzde birçok aracında sahip olduğu Boxer motor-4×4 çekiş sistemi kombinasyonuna bunda tam 45 yıl önce 1972 yılında Leone SW modeli ile kavuşmuştu. Üstelik herkesin kolaylıkla alacağı 4 kapılı ve seri üretim bir otomobilde 4×4 çekiş sistemi ilk kez Subaru Leone SW modelinde sunulmuştu. [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-leone_4wd_wagon.jpg[/img] 1972 Subaru Leone SW 1978 yılına gelindiğinde ise Subaru tarihindeki en sıra dışı ve ilgi çeken modellerinden bir tanesi olan Leone üzerinden geliştirilen Brat modeli tanıtılmıştı. Sürücü ve yanındaki yolcu için 2 kişilik bir kabine sahip, otomobil bazlı bir pikap modeli olan Brat, 4×4 çekiş sistemine, boxer motora ve yük kabininde üstü açık bir şekilde ters olarak konumlanan 2 kişilik koltuğa sahipti ve mükemmel çok yönlülüğü ile geniş bir hayran kitlesine sahip olmuştu. Subaru, 2003-2006 yılları arasında Legacy modelini baz alarak Baja modelini tanıtmış ve Brat modelini onurlandırmıştır. ![[Resim: subaru-brat-1972.jpg]](http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-brat-1972.jpg) [img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-brat-1972.jpg[/img] Üstte Subaru Brat altta Subaru Baja 1980 yılına gelindiğinde ise Subaru Tecnica International (STI) kurucusu Noriyuki Koseki, markanın artık rallilerde boy gösterme zamanının geldiğini açıkladı ve aynı yıl Subaru, WRC’nin (World Rally Championship) birkaç yarışında Leone modelinin farklı versiyonları ile yer aldı. 1986 yılında ise WRC’de Sürekli 4 çekiş sistemini ve 1.8lt turbo motoru beraber kullanan tek marka Subaru olmuştu. Böylece Subaru turbo besleme sistemine de ısınmaya başlamıştı. Bu arada marka 1972-1992 yılları arasında ürettiği KEI CAR olarak adlandırılan çok küçük boyutlara sahip REX modelinin 2.jenerasyonuna 1983 yılında turbo beslemeyi ekledi. 544cc hacminde sıralı 2 silindirli turbo motora sahip olan bu model 4×4 çekiş sistemine sahip bir modeldi. Bir sonraki jenerasyon REX modelinde ise 658cc 4 silindirli motora Subaru’nun geçmiş ve gelecek alışkanlıklarının aksine turbo boşluğundan kurtulmak için Supercharger sistemi uygulanmıştı ve araç 65ps güce sahipti. Diğer taraftan Subaru markasının birçok ülkede yaygınlaşmasını sağlayan modellerden bir tanesi de şüphesiz 1989 yılında üretilmeye başlanan Legacy modelidir. Daha önce üretilen Subaru modellerinden daha modern bir görünüme sahip olan model 4 kapılı Sedan ve 5 Kapılı SW olarak iki farklı kasa tipine sahipti. Önden çekişli olarak tasarlanan araçta sürekli 4×4 sistemi ise opsiyon listesinde yer alıyordu. En üst seçenek olan RS versiyonunda ise 2.0lt hacminde turbo beslemeye 211ps güce sahip sahip bir Boxer motor bulunuyordu ve 4×4 sistemi ile döneminin dikkat çeken araçlarından bir tanesi olmuştu. Bu arada Legacy’nin çok ama çok ilginç de bir rekoru bulunuyordu. 100.000km boyunca sadece sürücü değişimi için durulan hız ve dayanıklılık mücadelesinde Legacy, pisti 221km/saat hız ortalaması ile 447 saat, 44 dakika ve 9887 saniyede tamamlayarak rakipleri arasında 1. olmuştu ve bütün dikkatleri üzerine çekmişti. Kısacası Legacy modeli markanın adını daha da fazla duyurması açısından önemli dönüm noktalarından bir tanesidir diyebiliriz. ![[Resim: subaru-legacy-2.0-turbo-4wd-1989.jpg]](http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/subaru-legacy-2.0-turbo-4wd-1989.jpg) 1992 yılına geldiğimizde ise markanın günümüzde bile en iyi bilinen modeli Impreza piyasaya çıktı. Diğer taraftan bu kasanın bu kadar popüler olmasının en büyük nedeni ise 2.0lt turbo motora, 4×4 çekiş sistemine, sınırlı kaymalı diferansiyele ve oldukça etkili bir sportif gövde kitine sahip olan WRX versiyonuydu. [/url] Turbo’nun sadece performanslı araçlarda kullanıldığı bir dönemde sedan kasa tipiyle ortaya çıkan Impreza WRX hem ülkemizde hem de tüm dünyada deprem etkisi yaratmıştı. Subaru Ralli Takımı tarafından kullanılan aracın ehlileştirilmiş bir versiyonu gibi duruyordu ve tekniği de oldukça benzerdi. Kısacası ralli parkurlarından caddelere bir araç WRX’den daha iyi inemezdi diye düşünüyoruz. 1992 yılında tanıtılan 2.0lt sıralı 4 silindirli 16 supap turbo-benzin 211ps güce sahip versiyonun adı GT olarak anılıyordu ancak 1993 yılında 240ps güce sahip motor ile beraber adı WRX olarak değiştirildi. 1994 yılında ise güç daha da arttı ve 260ps’e çıktı. 1996 yılında ise motor gücü 280ps’e kadar yükseltildi. 2000 yılında tanıtılan ve sadece 300 adet üretilen WRX STI modelinde güç zirve noktasındaydı ve 305ps olarak güncellenmişti. Bu arada aracın ağırlığının da 1250kg’ın heme üstünde olduğunu hatırlatmak isteriz. 153ps/lt güç/hacim oranı ve ton başına sunduğu 240ps güç ise günümüzde bile oldukça ciddi değerler olarak öne çıkıyor. Bu sayede araç 0-100km hızlanmasını 5 saniyenin altında tamamlayabiliyordu. ![[Resim: 2000_Subaru_Impreza_WRX_sedan.jpg]](http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/2000_Subaru_Impreza_WRX_sedan.jpg) [url=https://2.bp.blogspot.com/-2OqM325gCjk/V5xqKl1eYcI/AAAAAAAA0Z0/ZyRD5_k1814KA7ZdjJEV4Ll5Uq24yglOwCLcB/s1600/2000_Subaru_Impreza_WRX_sedan.jpg][img=640x0]http://www.sekizsilindir.com/wp-content/uploads/2017/03/2000_Subaru_Impreza_WRX_sedan.jpg[/img] 1999 Subaru Impreza WRX Yukarıda bahsettiğimiz modellerin sonrasında ve günümüzde daha farklı Subaru modelleri de mevcut ancak biz Subaru’nun bu günlere gelmesinde en fazla önem araz eden modellere yer vermeyi uygun gördük. 1950’li yıllardan günümüze kadar tanıtılan bu modellerin büyük bir çoğunluğu markanın diğer üreticilerden daha farklı olma çabasını açık bir şekilde gösteriyor. Öyle ki günümüzde üretilen modellerinde hala Boxer motoru ve 4×4 çekiş sistemini tercih eden marka bu alışkanlıklarından vazgeçmiyor. İşte bu nedenle satışları çok olmasa da seveni bol sevmeyeni az ve kendine has geleneklere sahip az sayıdaki otomobil markasından bir tanesi olarak saygı duyuluyor ve seviliyor. Bu da onu diğer markalardan ayırıyor diyebiliriz. Sekizsilindir sitesinden alıntıdır. | | | | Otomobillerde Yakıt Ekonomisi Nasıl Sağlanır ? | | Gönderen: Cherkess - 25-01-2018, Saat: 09:50 - Forum: TEKNİK - Cevaplar (18) |  | Arkadaşlar, faydalı bilgiler içerdiğini düşündüğüm http://en.wikipedia.org/wiki/Fuel_economy_in_automobilesadresinde orjinal İngilizce metninin bulunduğu "Otomobillerde Yakıt Ekonomisi" başlıktan bazı bölümleri Türkçe'ye çevirerek sizlerle paylaşmak istiyorum. İdeal olarak, vakumlu bir ortamdaki düz bir yüzeyde sürtünmesiz lastiklerle sabit bir hızda seyretmekte olan bir araç, o hıza erişmek için gereken enerjinin haricinde bir enerji harcamadan herhangi bir hızda yol alabilir. Daha az ideal şartlarda ise herhangi bir araç, hava sürtünmesi, lastik yuvarlanma direnci ve araç fren ile yavaşlatıldığında kaybedilen atalet enerjisi gibi yol yük kuvvetlerini yenmek için enerji harcayacaktır. İdeal olarak çalışan yenileyici frenleme ile (F1’deki KERS sistemleri gibi) atalet enerjisi tamamen geri kazanılabilir fakat hava sürtünmesi ve yuvarlanma direncini azaltma konusunda aracın şeklini ve lastik tasarımını optimize etmek dışında pek fazla seçenek bulunmamaktadır. Yol yükü enerjisi yani lastiklerin gereksinim duyduğu enerji belli bir sürüş çevrimi boyunca araç hareket denklemi ile hesaplanabilir. Araç aktarma organları aracın hareket ettirilmesi için gerekli olan bu minimum enerjisi sağlamak zorunda olup ilave enerjinin büyük bir kısmını yakıt enerjisini işe çevirirken ve lastiklere aktarırken kaybedecektir. Genel olarak bir aracı hareket ettirirken oluşan enerji kayıpları aşağıdaki şekilde özetlenebilir. - Motor verimliliği, motorun tipine aracın kütlesine ve yüküne ve motor hızına (devir) göre değişmektedir. - Aerodinamik sürtünme kuvveti, kabaca aracın hızının kara köküyle orantılı olarak artmaktadır fakat bu kuvveti yenmek için gerekli olan güç aracın hızının küpüyle doğru orantılıdır. - Yuvarlanma direnci - Frenleme (Her ne kadar yenileyici sistemler bu enerjinin bir kısmını geri kazanabilse de) - Şanzımandaki kayıplar (Manüel şanzımanlar % 94’e kadar verimli olmakla birlikte eski otomatik şanzımanların verimliliği % 70’e kadar düşebilmektedir. Manüel vites kutularına benzer parçalara sahip vites değişimi otomatik olarak kontrol edilebilen şanzımanların verimliliği üstüne en uygun vites değişim noktasının seçilebilme yeteneği gibi bir bonus ile manüel şanzımanlarla aynı olacaktır. - Klima. Motorun kompresörü çevirmek için ihtiyaç duyduğu güç yakıt verimliliğini azaltmaktadır. Bu kapalı pencerelerle seyahat etmekle kıyaslandığında azalacak olan hava sürtünmesi sayesinde bir miktar dengelenecektir. Klima sisteminin ilave ağırlığı da yakıt tüketiminde çok az bir artışa neden olacaktır. - Elektrik sistemleri. Farlar, akünün şarj edilmesi, aktif süspansiyon, hava dolaşımı fanları, dondurucular, medya sistemleri, hoparlörler ve diğer elektronik parçalar, bu cihazların çalıştırılması için gerekli güç alternatör üzerinde ilave bir yük oluşturacağı için yakıt tüketimini ciddi biçimde arttırabilecektir. Alternatörler genelde % 40-60 oranında verimli oldukları için, elektronik cihazların motor üzerinde yükü rölanti de dahil olmak üzere herhangi bir hızda 3 beygir gücüne kadar çıkabilecektir. FTP 75 çevirim testinde, alternatör üzerindeki 200 watt’lık bir yükün yakıt verimliliğini 0,4km/lt oranında azalttığı not edilmiştir. Örneğin farlar, kısada 110 watt, uzunda ise 240 watt enerji harcamaktadır. Bu elektriksel yükler, gerçek hayat ile sadece motorun çalıştırılması için gerekli ve temel klima sistemlerini içeren elektriksel yüklerin kullanıldığı EPA testleri arasındaki farklılıkların nedeni olmaktadır. Elektriksel yüklerden kaynaklanan yakıt verimliliği kayıpları elektriksel yüklerin çoğu sabit olduğu için düşük hızlarda daha etkilidir. Dolayısıyla, düşük hızda, motorun beygir gücünün önemli bir kısmı elektriksel yükler tarafından kullanılacaktır. Bu orantısal etki nedeniyle, hibrid araçlar elektriksel yüklerden kaynaklanan yakıt verimliliği açısından çok daha verimlidir. * FTP 75 çevirim testi, ABD’de araçların emisyon sertifikasyonu için yapılan testin adıdır. * EPA testleri ABD'de araçların tüketim değerlerinin test edilmesi için yapılmaktadır. | | | | Chrysler araçlarına kablosuz şarj sistemi ekliyor. | | Gönderen: Cherkess - 25-01-2018, Saat: 09:34 - Forum: OTOMOTİV SEKTÖRÜ GÜNDEM - Cevaplar (11) |  | Eski bir haberde denk geldim otomotiv sektöründe olan gelişmelerden biri de buymuş. Biz daha Lastik Basınç Sensörünü yeni yeni gören bir markanın kullanıcılarıyız. Yalnız bunda japonların minimalist yaklaşımının da payı yok değil. Hep söylerim Japonlar Mekanik, Fransızlar Donanım, Almanlar Konfor, Kore ise taklit yapar. Amerikalılar da her türlü yenliğe açık donanımlar ekleme peşindeler ama onları da zaten beyin göçüyle topladıkları elemanlar yapıyor. Chrysler, otomotiv endüstrisinde bir ilke imzasını attı. Firma yeni nesil araçlarına kablosuz şarj sistemi entegre ederek, uyumlu akıllı telefonlar veya tabletler için kullanım esnekliği sağlayacağını duyurdu. Sürüş esnasında uyumlu mobil aygıtların şarjını kolaylaştıran ve kablo gereksinimini ortadan kaldıran özellik, uyumlu mobil aygıtın 21x24x8cm’lik entegre güç bölmesine yerleştirilmesiyle aktif hale geliyor. Şarj işlemini yalnızca araç çalışır haldeyken gerçekleştiren sistem, akünün uygunsuz kullanımını da engelliyor. Tasarımlarında ‘Yaşamı kolaylaştırmak’ misyonuyla yola çıktılarını ifade eden Chrysler CEO’su Pietro Gorlier, müşterilerine mükemmel çözümler sunmak üzere sürekli çalıştıklarını, güncel yaşantıya dair kolaylık sağlayan yeniliklere önem verdiklerini belirtti. Chrysler’in araç içi kablosuz şarj sistemi, araç montajı dahil 200$ fiyat etiketiyle satışa sunuldu, sistem 2013 model Dodge Dart’ın standart paketinde yer alacak. | | | | Biraz da Edebiyat | | Gönderen: Praxis - 24-01-2018, Saat: 15:14 - Forum: KÜLTÜR SANAT - Cevaplar (4) |  | Bu gün sabahtan beri aklım onda. Hatta dün gece haberi düşenden beri. Benim hayatıma etki eden nadir insanlardan birisiydi. Tanıyanlar okuyanlar bilenler yorum atarsa sevinirim. Bilmeyenler okuyun okutun. Özellikle gençler okuyun. Çocuklarınıza okutun. Sonsuz düşler kuran gökyüzünü yeryüzüne indiren bilge koca karı sonsuzluğunda uyu. Ursula'nın dünyalarında dolaşanlar bir yerde birbirimize temas etmişizdir, Hayatta hayalde kavgada keyifte.Bu yas/mutluluk da bizim. Kitapları elden ele dolaştırmaya, düş kurmaya,yaşadığımız dünyanın gerçekliğine hapsolmayı reddetmeye devam diyorum Bilimkurgu ve fantastik edebiyatın en önemli isimlerinden, Mülksüzler, Karanlığın Sol Eli ve Yerdeniz Serisi gibi ödüllü kitapların yazarı Ursula K. Le Guin 88 yaşında yaşamını yitirdi! Bizimle paylaştığın o eşsiz hayal gücün için, yarattığın dünyalara bizi de kabul ettiğin için teşekkürler Ursula K. Le Guin. Sözlerinden ufak bir kesit koydum. Keyifli okumalar. “Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrimi satın alamazsınız. Devrimi yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak.” “Sevgi, akla boyun eğmez..” “Aklınızı kazanmak, hak etmek gibi fikirlerden arındırın; Ancak o zaman düşünebileceksiniz...” "Çünkü yaşam bir yanıt değil, bir sorudur; bunun yanıtını sadece siz bulabilirsiniz." Ütopyalar ölmez.. Konuşuyorlardı,konuşmalarından yeni dünyalar doğuyordu. Düşüncenin doğasında iletilmek vardır;yazılmak,konuşulmak,gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir.Işığı arar,kalabalıkları sever,melezlenmek için can atar.Üzerine basıldıkça daha iyi büyür.” “Hiçbir şeyiniz yok. Hiçbir şeye sahip değilsiniz. Hiçbir şey sizin malınız değil. Özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir.” "Umuyorum ki hükmetme veya hükmedilme ihtiyacı duymadan yaşarsınız. Ve ne kurban olarak, ne de başkaları üzerinde güç kullanarak." Bir Diploma Töreni için Kinayeli bir Konuşma - Ursula K. Le Guin 02/03/2015 Mills Koleji ‘83 mezunlarına bana ender elde edilen bu şansı tanıdığı için teşekkür ederim: bir topluluk önünde kadınların diliyle konuşma şansı. Mezun olanlar arasında erkeklerin de olduğunu biliyorum ve onları dışlama gibi bir niyetim katiyen yok. Bir Yunanlı’nın bir yabancıya “Yunanca bilmiyorsan başını salla ki anlamadığını bileyim” dediği bir Yunan tragedyası vardır. Her neyse.. Mezuniyet törenleri genellikle tüm mezunların erkek olduğu veya olması gerektiği ön kabulü ile yapılır. İşte bu yüzdendir ki, törenlerde erkeklerin üstünde harika görünen, bizi ise bir mantara veya hamile bir leyleğe benzeten 12. yüzyıldan kalma cüppeler giyiyoruz. Tüm entellektüel gelenek erkeklere mahsus. Halk önünde, halkın diliyle, kabile veya ulusun diliyle konuşulur. İşte bizim kabilemizin dili de erkek dili. Tabii, kadınlar da bu dili öğrenebilir, aptal değiliz ne de olsa. Söylediklerine bakarak Margaret Thatcher’i Ronald Reagan’dan, Indira Gandhi’yi General Somoza’dan ayırt edebiliyorsanız bana da anlatın. Bu dünya erkeklere ait ve erkeklerin dilini konuşuyor. Sözcükleri güce yönelik, güç ile ilgili sözcükler. Uzun bir yoldan geliyoruz, ama hiçbir yol yeterince uzun değil. Ruhunuzu satarak bile oraya ulasamazsınız, çünkü orası da onlara ait, size değil. Belki güç hakkında, hayat mücadelesi hakkında yeterince söz işittik. Belki biraz da zayıflıkla ilgili sözcüklere ihtiyacımız var. Şimdi bu fildişi kuleden ‘Gerçek Dünya’ya geçmenizi ve orada zaferlerle dolu bir kariyer yapmanızı veya kocanıza yardım ederek ülkenizi güçlü tutmanızı ve her konuda başarıdan başarıya koşmanızı dilemek yerine bir kadın gibi konuşsam ne olur acaba? Dediklerim hoş gelmeyecek, sizi rahatsız edecek. Mesela çocuk istiyorsanız, çocuklarınız olmasını diliyorum desem? Sürüyle değil, iki tane. ‘Umarım güzel olurlar. Umarım hem sizin hem de onların karnı doyar, sıcak ve temiz bir yuvanız, arkadaşlarınız olur ve sevdiğiniz işi yaparsınız’ desem? Peki üniversiteye bunun için mi gittiniz? Bu kadar mı? Başarı bunun neresinde? Başarı, bir başkasının başarısızlığı demektir. Başarı, sadece düşleyebileceğimiz bir Amerikan Rüyası sadece. Çünkü, sadece ABD’de otuz milyon olmak üzere dünyanın birçok yerinde birçok insan korkunç bir yoksulluk gerçeğiyle yaşıyor. Hayır, size başarı dilemiyorum. Başarı hakkında konuşmak bile istemiyorum. Konuşmak istediğim konu, başarısızlık. İnsan olduğunuz için başarısızlıkla tanışacaksınız. Karşınıza hayal kırıklıkları, adaletsizlik, ihanet ve telafisi olmayan kayıplar çıkacak. Güçlü olduğunuzu zannettiğiniz anlarda zayıf olduğunuzu farkedeceksiniz. Mülk edinmeye çalışırken edindiğiniz mülklerin aslında sizin sahibiniz olduğunu anlayacaksınız. Kendinizi -ki bunu halihazırda yaşamış olduğunuzu biliyorum – karanlıkta, tek başına ve korkar halde bulacaksınız. Kızkardeşlerim ve kızlarım, erkek kardeşlerim ve oğullarım; sizlerin akılcı başarı kültürümüzün inkar ettiği, sürgün yeri, yaşanmaz, yabancı topraklar olarak tanımladığı bu karanlık yerde yaşamayabilmenizi ümit ediyorum. Bizse, zaten halihazırda yabancıyız. Kadınlar, kadın olarak, erkek egemen düşünceyle, erkeklerce oluşturulmus toplumsal normlara, insanın ‘İnsanoğlu’ diye adlandırıldığı, saygı duyulan tek tanrının erkek olduğu, gidilebilecek tek yönün yukarısı olduğu bu topluma zaten büyük ölçüde yabancılaşmış ve bu toplumdan dışlanmış durumdalar. Bu onların ülkesi. Biz kendimizinkini keşfedelim. Seksten bahsetmiyorum, seks her kadın ve her erkeğin kendine ait bambaşka bir evren. Ben toplumdan, insanoğlunun dünyası diye adlandırılan kurumsallaşmış rekabet, saldırganlık, şiddet, iktidar ve güç üzerine kurulmuş toplumdan bahsediyorum. Eğer biz orada kadın olarak yaşamak istiyorsak üstümüze bir miktar ayrımcılık yükleniyor: Mills koleji de böyle bir ayrımcılığın ustalıkla oluşturulmuş hali zaten. Savaş oyunlarının dünyası ne bizim tarafımızdan ne de bizim için yapıldı; hatta orada maske takmadan soluk bile alamayız. Ancak, maskeyi bir kere taktınız mı artık çıkartmak çok zordur. Peki ya yaşamımızı burada Mills’teyken bir miktar yapabildiğimiz gibi, kendi bildiğimiz gibi sürdürmek istesek? Erkekler ve erkeklerin iktidara dayalı hiyerarşisi için çalışarak değil, bu onların oyunu. Erkeklere karşı da değil – bunu yapmak oyunu yine onların kurallarıyla oynamak demektir. Bizim yanımızda olan erkeklerle ‘beraber’: bizim oyunumuz budur işte. Üniversite eğitimi almış özgür bir kadın hayatını neden ya maço erkeklere hizmet ederek ya da onlarla kavga ederek geçirsin? Neden onların belirlediği şartlarla bir yaşam sürdürsün? Maço erkek tümüyle akılcı, olumlu ve rekabete dayalı olmayan koşullarımızdan korkar. Bu nedenle onları aşağılamayı ve yadsımayı öğrettiler bize. Toplumumuzda kadınlar, yaşamın çaresizlik, zayıflık ve hastalık içeren ve sorumluluğunu taşıyan, akıldışı ve telafisi imkansız olan, müphem, pasif, kontrol edilemeyen, hayvani olan, temiz olmayan tüm bölümlerini gölgelerin vadisini, yaşamın derinliklerini yaşadıkları ve yaşamaya devam ettikleri için aşağılandılar. Savaşçıların reddettiği, geri çevirdiğidir bize kalan. Biz kadınlara ve bizimle bunları paylaşabilecek yani doktorculuk oynayamayıp sadece hemşire olabilen, savaşçı olamayan sadece sıradan bir sivil olabilen, şef olamayan sadece sıradan bir yerli olabilen bizlere kalan budur. İşte burasıdır bizim ülkemiz. Ülkemizin karanlık tarafı. Eğer bu ülkenin bir de aydınlık tarafı, yüksek sıradağları, parlak çayırları varsa, biz onları ancak öncü kaşiflerin masallarından biliyoruz. Henüz oraya ulaşmış değiliz. Oraya maço erkekleri taklit ederek asla ulaşamayız. Oraya sadece, kendi yolumuzu çizerek, kendi ülkemizin karanlığını yaşayarak ulaşabiliriz. Sizin icin ümidim kızkardeslerim, orada mahkum olarak, kadın olmaktan utanarak, psikopatvari sosyal sisteme esir olmaya razı olarak değil kendinizi evinizde hissedeceğiniz, kendi üzerinizde kontrole sahip olacağınız, kendinize ait bir odanızın olduğu şekilde yani ‘yerli’ olarak yaşamanızdır. Orada, sanat mı bilim mi, teknoloji mi, şirket yönetmek mi veya yatak altlarını silmek mi, hangi konuda iyiyseniz onu yapmanız ve kadın olduğunuz için yaptığınızın ikinci sınıf iş olduğunu söyleyenlere umarım, cehenneme kadar yolları olduğunu söylersiniz ve umarım bu arada eşit işe eşit ücret alırsınız. Umarım ne hükmetme ne de hükmedilme gereksinimi duymadan yaşarsınız. Umarım hiçbir zaman kurban olmazsınız ve aynı zamanda da başkalarının üzerinde iktidar da kurmazsınız. Başarısız olduğunuzda ve yenildiğinizde ve acı çekerken ve karanlıktayken umarım savaşacak ve kazanılacak savaşların olmadığı, ama geleceğin barındıran, yaşamış olduğunuz kendi ülkenizdeki karanlığı hatırlarsınız. Köklerimiz karanlıkta; dünya ülkemiz. Kutsanmak için nedene çevremize ve aşağılara bakmak yerine yukarılara bakıyoruz? Ne umuyoruz? Umduğumuz şey casus uydular ve silahlarla dolu gökyüzünde değil aşağılarda dünyada. Yukarıdan değil aşağıdan. Köklerimiz gözleri kör eden ışıkta değil, insan denen varlığın ruhunu oluşturduğu besleyici karanlıkta. Çeviren: Olcay Bingöl Ursula K. Le Guin’in 1983’te Mills Koleji mezuniyet töreninde yaptığı konuşma, yazarın kendi web sayfasında bulunan “http://www.ursulakleguin.com/LeftHandMillsCollege.html” adresinden alınmıştır. | | | | Gürcistandan Yasal Bir Şekilde Araba Getirmek Mümkün mü? | | Gönderen: Cherkess - 23-01-2018, Saat: 15:22 - Forum: OTOMOTİV SEKTÖRÜ GÜNDEM - Cevaplar (32) |  | OArkadaşlar internet aleminde her platformun ya otomobil ve ya sohbet kısmında çokça sorulan dile getirilen bizim de hayallerimizi süsleyen bir konuyu daha ele almışlar. Teknik olarak da izah edilmiş hüsranla sonuçlanan bir hikaye de mevcut buyrun hep beraber göz atalım olaylara. Gürcistan’dan araba satın almak şüphesiz son zamanların en çok merak edilen konularından bir tanesi. Bilindiği üzere ülkemizde otomobillere uygulanan ciddi bir vergi söz konusu. Özellikle de 1600cc üzeri araçlar için, gerek satın alırken gerekse de yıllık olarak ciddi bir miktarda vergi ödemeniz gerekmekte. Hal böyle olunca birçok kişi vergisiz olarak otomobil almanın ve kullanmanın yollarını arıyor. Bu yöntemlerden bir tanesi ve şu sıralar en popüleri de şüphesiz Gürcistan’dan araba satın almak diyebiliriz. Biz de çok merak edilen bu konuyu araştırmalarımız sonunda sizlere izah etmeye çalışacağız. Takipçilerimizin eklemek istedikleri noktalar varsa mutlaka bekliyoruz. Öncelikle Türkiye’ye araç getirtebileceğini söyleyen kişilerin, Gürcistan’da satılan araçlarını ve fiyatlarını inceleyelim. Gürcistan araba fiyatları Tablomuzdaki fiyatlar Türkiye’ye araç getirebileceğini belirten kişilerin belirttiği fiyatlar. Biz bu araçların Gürcistan piyasasındaki fiyatlarını da merak ettik ve araştırdık. Gürcistan piyasasında emsal ikinci el araçların, yukarıdaki listedeki fiyatlarının yarısından biraz pahalıya listelendiğini gördük. Araya %10 civarında pazarlık payı da koyarsak araçların normalde yarı fiyatına satıldıklarını söyleyebiliriz. (www.autopapa.com ve www.myauto.ge sitelerinden ikinci el araç ilanlarına bakılabilir.) Peki bu araçlar neden bu kadar ucuz? Listemizdeki markalara biraz göz gezdirince büyük çoğunluğunun Alman markaları olduğunu görülebilir. Biz de bu tabloyu hazırlarken en fazla BMW ve Mercedes-Benz marka araçlarla, ondan sonra da Audi ve VW marka araçlarla karşılaştığımızı belirtmeden geçmeyelim. Bunun esas sebebi ise Almanya’nın dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden biri olması altında yatıyor. Almanya’da kişi başı düşen gelirin de yüksekliği ile, ciddi bir otomobil satışı ve fiyat rekabeti var. Ayrıca ülkenin her tarafına yayılmış kimi yerlerinde hız sınırı olmayan otobanlar dolayısıyla yüksek kilometredeki araçlar sonucu ikinci el piyasasında otomobil fiyatları çok düşebiliyor. Yani yüksek vergiler nedeniyle ülkemizde 10-15 yaşındaki ikinci el araçlar 25.000-30.000TL ve üstü bedellerle tıpkı emlak gibi fiyatlanırken, Almanya’da otomobillerin ülkemizdeki cep telefonları gibi yıl ve kullanımla doğru orantılı olarak düşerek fiyatlandığını, 7-10 yıllık araçların artık eskidiğini ve tercih edilmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Konumuza dönecek olursak; Almanya’da artık tercih edilmeyen, yaşı 7-10 yaş arasında 150.000km’yi geçmiş (belki de km’si düşürülmüş), uzun süreli yüksek devirli kullanım sonucu motoru yorulmuş, bakımlarının yapılıp yapılmadığı bilinemeyen bu araçlar Avrupa Birliği’nin gelir düzeyi daha düşük olan ülkelerine Almanya fiyatının yaklaşık iki katına satılıyor. Tahmin edersiniz ki bu ülkelerden biri de Gürcistan. Bu araçlar Gürcistan’ın ardından da üçüncü dünya ülkeleri diye tabir edilen, alım gücü daha da düşük ülkelere de tekrardan satılmakta. Kısacası Gürcistan’daki araçların kaynağını ve neden bu kadar ucuz olduklarını öğrenmiş olduk. Şimdi Gürcistan’dan araç alıp Türkiye’de kullanıp, Gürcistan’a tekrar götürmeyi üç ana başlık halinde inceleyelim. - Gürcistan’dan Kendi Üzerinize Otomobil Almak
Gürcistan’dan üzerinize araç alabilmeniz için öncelikle Gürcistan’da oturma ve çalışma izninizin olması gerekmekte. Oturma ve çalışma iznini alabilmek için ya orada bir iş kurup istihdam sağlamanız ya da bir şirketin personeli olarak çalışmaya başlamanız ve bundan sonra da “Adalet Evi”ne gerekli kanıtlar ile başvurmanız lazım. Buna rağmen Gürcistan’daki galeriler parasını veren herkese aracı satma eğilimindeler. Yani aracı Türkiye’ye sokmayacak olsanız bile Gürcistan’da yasal olarak araç sahibi olamazsınız. Ancak bir şekilde orada araç sahibi oldunuz ve aracı Türkiye’ye getirmek istiyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre eğer 185 gün yurtdışında ikame eden bir Türk vatandaşı iseniz yanınızda kendi aracınızı getirebiliyor ve 2 yıl süresince kullanabiliyorsunuz. Buna da geçici ithalat denmekte çünkü iki yıl sonunda o aracı yurt dışına çıkartmanız gerekiyor. Sonuç olarak oturma ve çalışma izni ile 185 gün Gürcistan’da kalmışsanız, ne aracı alırken ne de Türkiye’ye sokarken mevcut yasalar itibariyle 2 yıl boyunca herhangi bir problem yaşamazsınız. Ama öyle düşünüyoruz ki; bu yazıyı okuyan çoğu kişinin aklında “Günü birlik Gürcistan’a gidip, “bir şekilde” aracı alıp ülke içine sokmak mümkün mü?”, diye bir soru oluşmuştur. Baştan uyarmakta fayda var, “bir şekilde” bu işi yaptığını iddia eden kişiler yasal olarak bu işi yapmıyorlar ve bu işe siz de ortak olduğunuz için resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, vergi kaçırmak suçlarından dava edilmeniz ve ceza almanız işten bile değil. Aracın ruhsatını Gürcistan’da orada oturma ve çalışma izniniz olmadan yaptırmanın yolu olarak yazımızda “bir şekilde” ifadesini kullandık. Şimdi de bu konuyu açalım ve bunun için iki farklı yöntem kullanılıyor. Birincisi; Gürcistan ile ülkemiz arasındaki anlaşmadan dolayı nüfus cüzdanınızla giriş çıkış yapabilmektesiniz. Aracı satın alacağınız yer bunu bildiği için size pasaportunuzu kendilerine vermenizi ve 185 gün içinde geri dönüp oturma ve çalışma iznine başvurmanızı isteyebilirler. Tabi bu durumda da Adalet Evine iş sözleşmeniz gibi oturduğunuzu ve çalışacağınızı kanıtlar nitelikte belgeler sunmanız gerekmekte. İkincisi; Gürcistan’da 35.000 Dolar üzeri gayrimenkul satın alınması durumunda geçici oturma iznine sahip olabiliyorsunuz. Ancak 35.000 Doları kel alaka bir ülkeye bağlayıp, satın alınacak araçta 30.000-40.000TL avantaj sağlamaya çalışmak da bize pek mantıklı gelmiyor. - Otomobili Türkiye’ye Getirme
Araştırmalarımız sonucunda Türkiye’ye Gürcistan üzerinden yasa dışı bir şekilde vergisiz araç sokmanın bu kişiler tarafından kullanılagelen iki farklı yöntemi olduğunu öğrendik. 1. Vekalet Yöntemi Oturma ve çalışma izniniz olmadan, Gürcistan’da bir aracı beğendiniz ve almaya karar verdiniz. Galeri size bu aracı direkt olarak satmayacaktır. Onun yerine galerinin önerdiği “güvenilir Gürcistan Vatandaşı’nın üzerine ruhsatı yapılacaktır. Gürcistan vatandaşı öncelikle bu iş için sizden kendi keyfine göre en az 1000 USD para isteyecektir. Parayı vermeniz durumunda notere gidilip gerekli devir işlemleri yapılacak ve adınıza bir vekalet kağıdı çıkartılacaktır. Tabi bu işlemler yapılırken bütün belgeler Gürcüce olacak ve 150-200 USD masraf çıkartacaktır ve bu esnada tüm yol, yemek gibi masrafları da sizin karşılamanız beklenecektir. İşlemlerin sonunda elinizde parasını sizin verdiğiniz hiç tanımadığınız bir insanın sahibi olduğu bir otomobil ve elinizde Gürcüce bir vekalet belgesi olacaktır. Bu vekalet belgesinin Gürcistan dışında hiçbir geçerliliği olmadığını da belirtmek gerekir. Bundan sonraki iş ise Türkiye’ye araç ile giriş yapmaktır. Aracı Türkiye’ye sadece yasal sahibi yani ruhsat sahibi olan kişi sokabilmekte. Bu durumda aracı birlikte sınırdan geçirebilmeniz için anlaştığınız Gürcistan vatandaşı tarafından sizden para istenecektir. Bu paranın miktarı artık tamamıyla Gürcü araç sahibinin keyfine kalmıştır, çünkü başka birinin bu aracı sınırdan geçirmeye imkanı yoktur. 2.000 USD’de bu iş için verdiğinizi tahmin edip sınırda gümrüğe girdik diyelim. Burada da; harç, vergi gibi masraflar nedeniyle 1500 USD civarı bir harcamanız olacak. Tabi bu masraf araç yılı ve modeline göre değişkenlik gösterebilmekte. Bütün masrafları karşılayıp Türkiye’ye araç ile giriş yaptınız. Eğer aracın sahibi kişi aynı sınır kapısından araçsız olarak geri döner ise büyük cezalar ile karşılaşır. Bu yüzden o kişinin uçak ile geri dönmesi gerekir. Tabi bu noktada da uçak biletini sizin karşılamanız lazım. Uçak bileti sağlandıktan sonra ülkesine dönen vatandaş sınırda acil bir iş dolayısıyla geri döndüğünü ve arabasını Türkiye’de bırakması gerektiğini belirtecek. Bu durumda aracını ya gümrüğe bırakması ya da Türkiye’de olan 1. dereceden yakınına vekalet ile emanet etmesi gerekmekte. Ancak siz ne 1. dereceden yakınısınız ne de Türkiye’de geçerli bir vekaletname sahibisinizdir. Yani elinizde çalıntı bir araca eşdeğer bir aracınız var ve ilk çevirmede aracınız elinizden alınacak ve hakkınızda gerekli davalar açılacaktır. Aracı emniyet otoparkından çıkartmak için ise yasal sahibini Türkiye’ye getirtmeniz gerekecektir. Ruhsat sahibine ulaşabilirseniz, tekrardan belirli bir meblağ karşılığı Türkiye’ye gelecek ve aracı otoparktan çıkartıp size geri verecektir. Tabi bu durumda araç sahibinin Türkiye’ye gelmek için isteyeceği paranın yanında Türkiye’ye gidiş geliş uçak bileti, otel masrafları ve günlük üzerinden hesaplanmış emniyet otoparkı ücretini sizin ödemeniz gerekmekte. Bir sonraki çevirmede de aynı olayları hatta daha ağırlarını da yaşayabilirsiniz. 2. Çift Ruhsat Yöntemi Bu yöntemde ise Gürcistan’da araç satışı sırasında eski ruhsatın teslim edilme zorunluluğu olmamasından dolayı oluşan açık kullanılıyor. Tekrardan bir Gürcistan vatandaşına ihtiyacınız olacak ve bu kişi sizden bu iş için 1.000 USD civarında para isteyecek. Sonrasında araç size “bir şekilde” satılıyor ve ruhsatı üzerinize yapılıyor. Ardından galeri oturma izninizin olmaması dolayısıyla aracı size satamayacağını ve “güvenilir” Gürcistan vatandaşına satmak istediğini belirtecek. Satış işleminde ise eski ruhsatın “kaybolduğu” söylenecek. Böylelikle elinizde iptal damgası vurulmamış ve sizin adınıza olan bir ruhsat ve aracın bir Gürcü vatandaşa ait olduğunu gösteren daha güncel bir ruhsat bulunacak. Aracı Türkiye’ye sokmak istiyorsunuz, ülkemizdeki yasalardan dolayı bunu yapamıyorsunuz ve aracı Türkiye’ye sadece ve sadece ruhsat sahibi sokabilir. Bu durumda ruhsat sahibi sizden tekrar para isteyebilir. Bu parayı vermeniz durumunda tıpkı bir önceki anlattığımız yöntemde olduğu gibi sınırdan birlikte geçecek, gerekli tüm gümrük vergilerini, harçlarını ödeyecek, aracı kişinizi en yakın hava limanından geri gönderecek ve tüm masraflarını karşılayacaksınız. Tabi bu yöntemde elinizde olmaması gereken bir ruhsat olduğu için o ruhsatı sınır kapısından “çaktırmadan” sokmanız gerekmekte. Tüm bunlardan sonra ilk çevirmede yakalanacak olan aracınızı kullanmaya başlayabilirsiniz. Tabi eğer ruhsat sahibi aracının çalıntı olarak bildirir ve sizi de şüpheli olarak gösterirse, araç çalma, kaçakçılık, evrakta sahtecilik gibi birçok farklı konuda yargılanabilirsiniz. - Gürcistan’a geri götürüp satma
Peki iki sene sonunda izniniz bittiği zaman aracı geriye nasıl göndereceksiniz? Bunun için de tekrardan aracı olarak kullandığınız Gürcistan vatandaşını çağırmanız gerekmekte. Tabi tekrardan istediği kadar meblağı ona vermeniz de cabası. Tüm bunlara eliniz mahkum ve dünya kadar uçak ve otel masrafı ile tekrar Türkiye’ye getirdiğiniz ruhsat sahibi ile gümrüğe gitmeniz gerekiyor. Gümrükte ruhsat sahibine aracın Türkiye içinde iken nerede olduğunu soracaklar. Eğer araç gümrükte kalsa idi, iki yıllık gümrük otopark ücreti ödenip kurtulmak mümkündü ancak aracı kullandığınız için ruhsat sahibinden istenecek olan ya 1. dereceden yakına vekaletname olacaktır ya da özel bir otoparkın iki yıllık fişi. Haliyle elinizde ikisi de olmadığı için sizden cezaları ile birlikte ceza keseceklerdir ve bu da iki yıl için hesaplanacaktır. Tabi bu masrafı ödeyecek kişi de doğal olarak sizsiniz. Gürcistan’a geri geldiğinizde ise önünüzde üç farklı seçenek olacak. - Aracın plakasını değiştirip, devredip tekrardan aynı maceraları yaşamak
- Aracı yok pahasına satmak
- Aracı yok pahasına takaslayıp bir başka araç ile aynı maceraları yaşamak
Son olarak bazı önemli noktalara da değinmeden geçmeyelim, - Yurt dışından getirdiğiniz aracınızın sigortasını fahiş fiyatlara yaptırmanız gerekecek
- Gürcistan’a geri götürdüğünüz zaman araç sizin üzerinize olmadığı için onların verdiği fiyatı kabul etmek durumda kalacaksınız ve aldığınız fiyatın 10’da 1’inden bile düşük olabilir.
- Hak iddia edebileceğiniz hiçbir belge olmadığı için husumet olması durumunda sizi polise bile şikayet edebilirler.
Sonuç olarak Gürcistan’dan araba satın almak; Aslında bu konudaki Türkiye Cumhuriyeti Mevzuatı oldukça net ancak tabir-i caiz ise “Kapıdan atılanın bacadan girmesine” benzer bazı usulsüz yöntemler mevcut. Tabi bu yöntemler yasal değil ve oldukça da can sıkıcı sonuçları olabiliyor. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının çok daha iyi araçlara binmeye hakkı var ve maalesef yüksek vergiler nedeniyle bu doğal hakkını kullanamıyor ancak “Lüks araçta en kolay yol” gibi algılanan Gürcistan’dan araba satın almak yukarıdaki nedenlerden dolayı oldukça maceralı bir iş olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle yazının her satırını dikkatli bir şekilde okuyarak tercihinizi yapmanızı tavsiye ediyoruz. Kaynaklar; - Bu konudaki Gürcistan mevzuatı
- Bu konudaki Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı
http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=9.5.14931&sourceXmlSearch=kara&MevzuatIliski=0 Alıntı: www.sekizsilindir.com BU DA HİKAYESİ Son yıllarda Gürcistan'dan araba almak ve Türkiye'ye sokmak oldukça yaygınlaştı ve sürekli yeni hevesli kişilerde bu işe kalkışmakta. Hatta trafikte onlarca Gürcü plaka otomobil görmekteyiz. Gürcistan'dan araba almanın bu denli çekici hale gelmesi ise tamamen ülkemizde ki otomobil fiyatları ve vergilerin yüksek olmasından dolayı gerçekleşti. Özellikle gençler Türkiye'de Renault Megane alabileceği fiyata Gürcistan'dan Porsche, BMW, Maserati gibi lüks otomobiller alma hayaliyle internetten çeşitli araştırmalar yapıyor ve malesef ki Gürcistan'dan otomobil getirdiğini iddia eden dolandırıcıların eline düşüyor. Aşağı da tamamen alıntı olan, bu maceraya girişmiş ve pişmanlığını dile getiren bir kişinin yazısını paylaşıyorum sizinle. Genellikle Gürcistan'dan araba getirme ile ilgili hep ucu açık ifadeler veren, bu işi yaptığını iddia eden kişilere karşın işleyişi, dolandırıcılığı ve yasal olmayan işlemleri detaylı bir şekilde yazmış. Bu sayede kafanızda soru işaretleri kalmayacaktır diye düşünüyorum. Yazıyı paylaşmamın sebebi daha fazla mağduriyet yaşanmaması için. ![[Resim: proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.yigitde...6da0247b2c]](https://forum.shiftdelete.net/proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.yigitdedeoglu.com%2Fuploads%2Fthumb%2F9764278d02.jpeg&hash=eae95b5dda43863d5f44ae6da0247b2c) Ben de sizler gibi aylar önce forum forum dolaşıp, mantıklı bir açıklama görmediğim için gittiğim Gürcistan'dan arabayı alıp geldim. Toplanın hele, süreci anlatıyorum. Dikkatle okuyunuz : Şimdi bu facede gördüğünüz sayfalar var ya bunların hepsini oraya zamanında gitmiş, işin detaylarını gördükten sonra da kar yaparım düşüncesine sahip kişiler açıyor. Neyse ben de heveslenip "abii çok ucuz araba yiaaa" diye tl mi dolar yaptım aldım gittim. 12000 dolarım vardı giderken. Yer farketmiyor, Tiflis veya Batum'da süreçler aynı. Tiflis'e gittim ben. 2 abi karşıladı, melek gibi insanlar. Abicim hoşgeldin nasılsın iyi misin falan filan. Sabahtan akşama kadar koştura koştura tüm galerileri gezdirdiler. Ancak arabaların üstündeki rakamları pek görmenizi istemiyorlar anladığım kadarıyla. "Abi şu araba çok ucuz bunu alamaz mıyız" "-Boşver abi onu" diyorlar. Neyse tüm gün gezdirdiler. Sonunda bir araba bulduk çünkü bütçenize göre araba gösteriyorlar. 12000 usd. Ertesi gün aracın sahibi geldi noterde üzerime arabayı devretti. Evet, ruhsat artık benim adımaydı. Ama sonra bir ışık parladı kapıdan. Ve evet, gelen kişi kurtarıcım, şoförüm, kapıdan geçirecek olan şahıstı. Ordaki iki abi, şimdi bu kişiye vekalet vereceksin gümrükten geçmek için. Onlar gürcüce konuşacak sen de herşeye kafa salla ve onayla yes de dediler. Gelişmelere anlam veremezken plakamızı seçip, sonra şoförle başka bir deske geçtik. görevli polis memuru kadınla pasaportum olduğu için ingilizce soru sordu biliyor musun diye. Ben de evet dedim. Konuşmamıza ingilizce devam ediyorduk. Gürcüler kızarmıştı, ben de durumu anlamadım tabi. Neyse kadın "do you confirm that you are selling this car to this man." (Bu aracı bu kişiye sattığını onaylıyor musun) dedi. Ben de abi böyle bi soru soruyo deyince "he de kardeş he de yoksa nasıl geçecek bu araba gümrükten" dediler. "vekalet bu merak etme" dediler. Bu arada Gürcistan'da ruhsatı geri almıyor polisler devir işlemlerinde. Benim kartı aldı abilerden biri. Sonra ordaki kadın, şoföre de benim ruhsatımın aynısını verdi. Ben kıllanmaya başlamıştım, ama soru soracak başka kimse yoktu. Bu abilere veya şoföre sormak birşeyi değiştirmiyordu. Çok iyi niyetli davranıyorlar sürekli çay kahve gazoz içer misin diyorlardı. Neyse, abiler ben ne zaman geçerim gümrükten diye sordum. Bu akşam dediler, gümrükte adamlarımız var vs dediler. Herşey bittikten sonra bu şoför seninle şehrine kadar gelecek, oradan da uçağa bindirip geri göndereceksin dediler. Haydaa, son dk gol 1. Bunu dikkate alarak 600 tl lik uçak bileti için parayı bütçenize ekleyin. Evet, tiflisten çıktık yola akşamüstü. Gümrüğe geldik. Dediler ki geçince sigorta yapılacak 3 aylık. 170 tl vereceksin. Gol 2. Benim ruhsatı bana verdiler. Bu ruhsatı gizle bi yerine sok, gidene kadar da çıkartma. Abi neden, araba benim değil mi. "Ya öyle de şimdi alıcıdan 24 saat sonra sana transfer oluyo araba Gürcistan yasalarına göre" dediler. Tamam abi. Çıktık yola, Ankara'ya geliyoruz. Polis çevirme yapsa, şoför kendi ruhsatını gösterecek, geç diyecekler.Çünkü benim ruhsat münasip bi yerde. Geldik Ankara'ya, şoföre ertesi güne bilet aldık. Otelde konaklattık mecburen. Gönderdik. Dedi ki artık ruhsatınla arabayı kullanabilirsin. Ve gitti. Arabayı hevesle kullanıyoruz. Dediler ki sigorta yaptıracaksınız zorunlu. Fiyat alıyoruz. 3900 tl bi rakam çıkıyo yıllık. Bu sırada da bir polis abimizle konuştuk. Gümrükten arkadaşını aradı benimle konuşturdu. Ne yap ne et arabayı geri geçir dediler. Uygulama yapıldığında gümrük arabaya el koyacak. Mahkemeye sevk edileceksin kaçakçılıktan ve idari para cezası yiyeceksin dediler. Kıllanmaya başlayıp şevkim kırılınca arabayı 3 ay dolmadan geri götürmek istedim. Onlara da bu kıllanmadan bahsetmeyip, başka bahanelerle arabayı geri götürmem gerektiğini söyledim. Hayır, o arabaya ordan müşteri bul veya getirme parçalat dediler. Abi parçalatma kolay değil, kaçakçılıktan içeri atarlar dediysem de inat ettiler. Yalvardım yakardım 3 ay dolmadan şu arabayı geri getireyim dedim. Şoförle konuştular. Şoför 1000 usd para istedi. Yoksa gelmem dedi. Yalvar yakar şoförü ikna edip istediği paraya belirlenen tarihler için uçak bileti aldım. Bu sırada o abilerle konuşuyoruz. Hala iyi niyetliler, gel kardeşim, getir halledeceğiz satacağız burada arabayı. 12000 usd ın 2000 doları masraf diyolardı ya en baştan. Ben de arabayı 10 bin dolara satarım diye düşünüyorum. Ordaki abi dediki : kardeşim gelirken yanında bi miktar fazla para getir. Hani olmaz ya belki sarp sınır kapısında ceza falan yersin. Neden abi? Nedeni yok türk tarafında bazen sorun yaratabiliyorlar. Hani gümrükte adamınız vardı? Ya sen getir kardeşim nolur nolmaz işte. Neyse şoför geldi, çıktık yola, gittik Batum Sarp sınır kapısına. Ben yayadan geçtim o arabayla. Şoför beni aradı ben geçince. Ben geçemiyorum. Ceza kesecekler arabaya ya da bağlayacaklar. Neden? Çünkü ben Türkiye'ye gelip arabayı bırakıp geri döndüğüm için ve arabayı gümrüklü sahaya park etmediğim için ceza istiyorlar. Ne kadarmış? 1700 tl. E nasıl vereceğiz? Dışarı geliyorum bekle alıcam senden. Evet, bu para dolandırma değil, gerçekten gümrüğün kestiği bi ceza evrağı da gelince eline veriyor şoför. (Araba yeni modelse 2007 sonrası, yandınız, fiyatlar 2-3-5 e katlanabiliyor.) Verdik parayı arabayı gümrükten Batum'a geçirdik. Tabi bitmedi. Asıl heyecan şimdi başlıyor. Bastık Tiflis'e doğru devam ettik. Sabahleyin bu iki abi geldi. Hoşgeldin falan filan. Hadi emniyete şu arabanın satışını şoförden üstümüze alalım. Neden 2 iş yapıyoruz? Arabayı satalım sattığımız kişinin üstüne verelim. Sen ne demek istiyorsun? Abi iki iş yapmanın mantığı yok satalım arabayı orda veririz üstüne. İyi, yarın gel galerilere gösterelim autopapanın olduğu yerde. Yarın oldu, galeriye gittik. Hepsinin kendi arkadaşları olduğu belli. İlk galeriye gittik. Arabayı inceledi 1000 dolar veririm dedi. Ne diye çığlık attım. Kafayı yemiş bu başkasına gösterelim. Gittik gösterdik, 1300 den 1 dolar bile yukarı vermem. Ona git 1000 buna git 1300. Abi bu arabayı 12000 e sattınız nasıl 1000 dolara geri alırsınız. E burda böyle Şoföre veriyoruz seni buraya gönderen sayfanın sahibine veriyoruz. Biz alıyoruz. vs vs başladılar hikayeye. Anladım kurtlar sofrasından çıkış olmadığını. Aldım 1300 doları sinirden ağlaya ağlaya döndüm. Ağlıyorsunuz. Çünkü sağlam dolandırıldınız. Evet şimdi gelelim çıkarılacak derslere : 1- Araba sizin değil. Ruhsatı size veriyorlar ilk. Sonra arabayı başkasına satınca ona yeni ruhsat veriyorlar. Yani sizin ruhsat eski ruhsat. ("ÇİFTE RUHSAT") diye aratın nette. Türkiye'de polise gösterdiğinizde sizi doğrudan gümrük müdürlüğüne çekeceklerdir. Arabayı bağlayacaklar üstüne de arabanın Türkiye'deki değerine göre ceza kesecekler. Min 8 binden başlar sonsuza kadar gider. 2- 6 ay orda yaşamadığınız için bu arabayı sizin çıkarmanız imkansız. İm-kan-sız. Siz çıkaracaksınız diyenlere inanmayın. Şoför boşuna gelmiyor sizinle. Çevirme olduğunda da onun ruhsatı gösteriliyor ki başı derde girmesin dönene kadar. 3- Araba sizin olmadığı için Batum'da karşıya geçtiğinizde adam yandan basıp gitse gidebilir. Çünkü araba onun. Başına gelen arkadaş var. Porsche Cayennesini kaptırdı. Gerçi zaten onun değildi. 4- Şoförle iyi geçinmişim iyi ki en baştan. Yoksa bazı şoförler yok gelemem diyor veya 1000-3000-5000 dolar para istiyorlar. 5- Gürcistan'da arabalar çok ama çok ucuz. Sizin o sayfalarda gördüğünüz rakamların içindeki karı anlamışsınızdır. 2009 model bmw 530 u 4300 usd olarak gördüm. Ama sayfada yaklaşık 50-60 bin lira talep ediyorlar. 6- He bu arada 2 sene falan yok olm. Yemeyin. 3 aylık turistik geçiş oluyomuş sadece. O 3 ayın içinde götürdüğüm halde de bu olay başıma geldi ve gümrükte ceza yedik. 2 sene olayı emekli olan kişilere ve bazı özel durumda olan vatandaşlara veriliyor. Yasayı iyi okuyun. 7- 12000 doların yanı sıra ne kadar masraf ettiğinizi görün. Yakıt + uçak biletleri + geri dönüşte şoföre verilen para + gümrük cezası + trafik sigortası vs. vs. vs. 8- Herkes farkında olmadığı için kullanmaya devam ediyor. Çevrenizdekileri uyarın. Yazık günah. Ben yandım eller yanmasın. İlk çevirmede gideceksiniz bilginiz olsun. 9- Arabayı sakın parçalatmayın. Aksi takdirde araç şoförün üstüne olduğu için problem yaşarsınız. Gürcü gümrüğü şoföre ulaşıp nerde araba dediğinde Türkiye'de derse bu kez Türk polisi devreye giriyor. Başlıyorlar arabayı aramaya. O şoförün de geri götürmediği için başı yanacağından Türkiye'ye geliyor ve diyor ki benim arabamı çaldılar şu kişiden şüpheleniyorum. Polis geliyor size arabanın son parçalarını buldurtturuyor. Parça kaçakçılığından içeri giriyorsunuz. Üstüne para cezası ve uluslararası işlemler. 10- Bu kardeşinizi dinleyin. Teşekkür istemiyorum, sizi çok feci bir dolandırıcılıktan kurtarıyorum. Olay 2 yıl sonra insanlar geri dönmeye başladığında patlayacak asıl, artık kan gövdeyi götürür mü bilmiyorum oralarda. 11- Tavsiyem, seve seve ötv li kdv li Türk plaka aracınıza binip yolunuza devam etmeniz. 3-5 kuruş fazla verin böyle dolandırıcıların oyununa gelmeyin. Alıntı: https://forum.shiftdelete.net | | | | Subaru Forester P1410 Hata Kodu | | Gönderen: orhancubukcu - 23-01-2018, Saat: 14:12 - Forum: [Teknik] Motor-Mekanik-Şanzıman - Cevaplar (26) |  | Merhabalar, 2007 Aracımda P1410 diye gördüğümüz bir hata kodu çıkıyor. Yabancı forumlarda sekonder hava valfinin takılı kalmasıyla ilgili bir problem olarak gözüküyor. Yarın sabah gidip temizliğini yaptırıp devamına bakacağım. Bu sorun başına gelip sonra çözüm bulan arkadaşlardan tecrübelerini almak isterim. Aracım LPGli bunun bu valfle pek ilgili olduğunu düşünmüyorum sadece LPG ecusu arıza çıktığı gibi siliyordu ben de arıza çıkınca hemen benzine geçip ustama gidip kodu okudum. Ayrıca yabancı forumlarda bu valfin iptali ve ilgili emir kodunun ECUden silinmesiyle ilgili yazılar da vardı yağmur altında biraz evhamlı bir şekilde çok hızlıca tarama yaptım. Net bilgisi olan arkadaşlardan çözümleri duymak isterim. Sevgiler Orhan | | | | Subaru Forester Elektirikli Cam Motor Arızası | | Gönderen: orhancubukcu - 23-01-2018, Saat: 14:05 - Forum: [Teknik] Elektrik Teknolojik - Kabin İçi - Cevaplar (8) |  | Merhabalar, Aracımın sol ön cam motoru daha önce göbekten kaydırıyordu ufak bir kaynakla sorunu geçici çözdük şimdi cam açılırken katır kutur ses geliyor o yüzden camı açamadan sorun çıkmasın diye kapadım. Sökmeden de sorunu tam göremeyeceğiz ama tahminim motor gitti gidecek. Parçanın kodu: 61188SA011. Bu parçanın mudaili var mı? Mesela internette farklı devir/dakika (rpm) çeşidinde alternatifler var bunlar uyar mı? https://www.kartalotomasyon.com.tr/Reduk...els=9774-2 Mesela burada 110rpm ve 60 rpmlik modeller var. Bunun dışında kömürü ya da başka parçasını değiştiren birileri var mı? Forumlara baktığımda çok dağınık ve net olmayan cevaplar var. Burada alternatifleriyle son haline ulaşabilir miyiz? Bana net bir bilgi verebilecek birisi çıkarsa çok sevinirim. Kolaylıklar, Orhan | | | |